31 Temmuz 2010 Cumartesi

ZENCİ GIRTLAĞINI SIKARIM SENİN!








Geçen gün bir mağazanın vitrinindeki kıyafeti beğendim ve mağazadan içeri girdim. Buraya kadar her şey normaldi. Bir süre sonra vitrindeki mankenin, “cansız manken” Vahe Kılıçaslan olduğunu anladım. Öyle hareketsiz bir şekilde, saatlerce benim gelmemi beklemiş. Neymiş efendim, bana da döşemek istiyormuş. “Sana da dayayıp döşemek istiyorum” dedi. Ardından devam etti: “Devlet bana yardım etsin, dayamadık döşemedik köşe bırakmayayım, güzel ülkemde” diye de ekledi. Üstelik tüm bunları beni köşeye sıkıştırarak hızlı bir şekilde söylediği için, ara sıra tükürükleri yüzüme geliyordu.

Sonra Selami Şahin’in erkek arkadaşım olduğunu, bir süredir birlikte olduğumuzu ve birbirimize sürekli hediyeler aldığımızı söyledim. Vahe gözlerime dik dik baktı, yüzünde utançla karışık flörtöz bir hava vardı. "Eğer öyleyse, bir Selami Şahin esprisi yap da renklenelim, günümüze güneş doğsun, tüyü bitmemiş yetimin tüyü çıksın” diye diretti. Kendimi tutamadım ve şu espri çıkıverdi ağzımdan: “Doktordan ikinci el Latif Doğan görünümlü Selami Şahin…” Uyandığımda yine kan ter içindeydim, sonra dadım geldi ve üzerimi örttü. Dadım tam kapıdan çıkarken “Seni seviyorum dadıcığım” dedim. O da bana “Uyu artık küçük bey, yarın hepimizi Ahmet Nazif Zorlu bir gün bekliyor” diyerek usulca, odadan çıktı.

***


İstanbul’da yaşayan orta yaş üstü, beyaz anneler, Milliyet’in desteğiyle yeni bir kampanya başlatmışlar. Kampanyanın adı “Anne Beni Bakkala Gönder” bu orta yaş üstü, beyaz anneler, işin gücün arasında çocuklarını bilgisayar başından kaldırıp, bakkala gönderemiyorlarmış. Kampanya bu çerçevede iş adamlarının da desteğiyle hayata geçirilecekmiş. Bakkallar da kampanyaya sıcak bakıyormuş. Bundan böyle orta yaş üstü, beyaz anneler çocuklarına “Hadi gözü çıkasıca, bilgisayar başında gebericen, bakkala git de bir tane kısa viceroy’la, bulaşık deterjanı al da gel” dediklerinde, çocuklar bakkala şevkle gidecekmiş, çünkü çocukları bakkallarda, birbirinden güzel hediyeler, sportif aktiviteler ve rus turist kızlar bekliyor olacakmış. Sezen Aksu da bir şarkıyla kampanyaya destek verecekmiş.

***

Dersaneler Birliği, bu sene de hiç dersaneye gitmemiş bir çobanın, üniversite sınavında birinci olmasından çok korkuyormuş. Birlik aldığı bir kararla, Anadolu’daki tüm köyleri gezecek ve dersaneye gitmeden üniversite sınavına giren çobanları, abalarının altından sopa göstererek korkutacaklarmış. Bu uygulamadaki amaç, çobanları üniversite sınavından uzak tutup, dersanelerin güvenilirliğini arttırmakmış.


Bu da "Dersaneler Birliği" tarafından dersaneye gittiği iddia edilen çoban. Söylentiye göre, sınav sonrasında birinci olursa, "Ben dersaneye gittim, dersanem olmasaydı kazanamazdım" diyecekmiş.





***
Resim Ekle
Resim Ekle
Şişman bir kız arkadaşım, geçenlerde guatr şüphesiyle kulak burun boğaz mütehassısına gitmiş. Doktor, muayeneden sonra arkadaşımda guatr olduğunu ama guatrı almanın tehlikeli olduğunu çünkü arkadaşımda, aynı zamanda zenci gırtlağı da olduğunu söylemiş. Bu habere hem üzülen hem sevinen arkadaşım, yakın zamanda albüm çıkarıyor. Albümün adı da “Zenci Gırtlağını Sıkarım Senin” umarım kendisi için hayırlı olur.
Video Ekle

Bir dirhem et, bin ayıp örtermiş. Yukarıdaki fotoğraf, benim büyük bedenler için modellik yaptığım dönemlerden.
Seçimden Biçimlendirmeyi kaldır

***





Gitarın büyük ustası Gary Moore ve Türk rock müziğinin başarılı temsilcisi Mor ve Ötesi birlikte konser vereceklermiş. Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda 2026’da düzenlenecek konserin adı da “Garry Moore ve Ötesi” olacakmış.


Garry Dur yapma sana, Garry Dur dedim sana iblis, çocuklar uyanacak.


***



Geçtiğimiz günlerde, gecenin bir yarısında ofisimde arkadaşlarla halay çekerken bir anda telefonum çaldı. Arayan Hepsi grubunun menajeriydi. Malum grup dört kişiden oluşuyordu ve aralarından biri ayrılınca üç kişi kalmışlardı. Menajer sözü fazla uzatmadan, Hepsi grubuna katılıp katılmayacağımı sordu. Dekolte giymek zorunda olmadığımı, istersem makyaj yapacağımı ve aptalca koreografideki danslarda sadece kenardan alkış tutacağımı da ekledi. Eğer ben gruba katılırsam grubun ismi ne olacak diye sordum. “Hepsi ve Daha Fazlası” dedi. Fikir hoşuma gitmişti, düşünmek için biraz süre istedim. Kararımı verince, ben seni çaldırırım, ararsın dedim. Ersen Ve Dadaşlar da aradı. Ersen gruptan ayrılmış, “Sersem Ve Dadaşlar” diye yeni bir grup kuracaklarmış. Neden beni düşündünüz diye sordum, “Yeterince sersemsin, senden sersemini bulamayız” dediler. Aynı operatörden olduğumuz için, ödemeli yaparım dönersiniz dedim, kabul ettiler.






"Hepsi Ve Daha Fazlası"

Kim bu güzellerin arasına girmek istemez ki?




***

“KELVİN CLEIN" KEL İNSANIN TERCİHİ, KEL MODASINDA LİDER, KEL MODASINDA ÖNCÜ ( NOT: BAYİLİKLER VERİLECEKTİR)


Kadir İnanır ve Jay Z arasında geçen bir diyalog.

Kadir İnanır: Türkan yengene, o karıyla yemeğe gittiğimi kim dedi lan, konuşsana KÖPEKKK,
kim dedi?

Jay Z: Puff Daddy abi, vallahi Puff Daddy, ben demedim.

Kadir İnanır: Demek Puff Daddy ha! Sırtımdan vurdu beni köpek.

Tarık Akan kanlar vatan için!

Münir Özkul hakkı yemek günahtır!

Çıktık Peker Açıkalın’la, tüm yurdu baştan başa!

Cüneyt Arkın, sanki bana dargın! Neden acaba?

Rıdvan Dilmen: “Şeytan Marka Giyer”

Sezercik:
Dede, ben tabağımdaki erikleri bitirdim. Seni çok seviyorum dedeciğim.

Nubar Terziyan: Bu Eric Bana biraz fazla geldi yavrum, al gerisini sen ye hadi.

(Hızlı okuyunuz!) Serdar O touch, Serdar O touch me, babe.

***

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” adlı romanı da dizi olacakmış. Bari o adama huzur verseydiniz. Kemikleri sızlayacak şimdi, ters dönecek yattığı yerde rahmetli. Bir “Huzur”umuz vardı onu da kaçırdınız şimdi.

Dünyaca ünlü arama motoru, Google, Google Earth’ten sonra “Google Ört”ü de uygulamaya sokacak. Muhafazakar kesime sempatik görünmek için başlatılan bu uygulamada, arama sonrasında karşımıza çıkacak olan, mayolu, bikinili, çıplak kadınlar ister kara çarşaf, ister türbanla anında örtülebiliyor. Muhafazakar kesimin büyük desteğini alan bu uygulama, pek yakında Google tarafından hayata geçirilecek.

Elden ele atılırken yere düşen ve paramparça olan anne karpuzun yavrusu ağlamaktan harap düşer ve yavru karpuz babasına “Annem nasıl bir karpuzdu baba” diye sorar. “Senin annen bir kelekti yavrum” der baba karpuz da içi geçerek. Halde anlatılan çok eski bir şehir efsanesidir.

Kıvanç Tatlıtüy’le istenmeyen tüylere kesin çözüm. Çok işlevli ağzı ve güçlü çenesiyle, Kıvanç Tatlıtüy, istenmeyen tüylerinizi anında yok eder, pürüssüz bir cilde sahip olursunuz.

***










Ünlü tavernacılar Ümit ve Sen’in bıyığı ve Arif Susam’ın sakalı, Tarabya’da kurulacak olan “Taverna Müzesi”nde sergilenecekmiş. Müzede ayrıca, şişman kadın kolyesi, memur kıravatı, şortun altına beyaz çorap giyen küçük çocuk saçı ve devasa büyüklükteki orglar sergilenecekmiş.

Başbakan şarap içmeyin üzüm yiyin dedi. Üzümünü ye bağını sorma! Peki ama cilayı nasıl çekeceğiz? Şeftaliyle mi, armutla mı, yoksa karpuzla mı?

***










Birbirlerine nasıl da yakıştılar, öyle değil mi? Çocuğunuzun adını Bünyağmin koyun :)

Demet Evgar evlenirsem soyadımı kullanırım, soyadımı kullandırtmayan adamdan kıllanırım demiş. Demet Evgar’ın bence yeryüzünde evlenmesi gereken tek bir adam var o da Andy Garcia. Neden mi cevabı çok basit, evlenirlerse Demet Evgar, Demet Evgarcia olacak ve bir taşla iki kuş vurmuş olacak.

Alt kattaki komşularımızın soyadı “Va”, evet yanlış okumadınız va. Ve bu yeni evli çift geçtiğimiz günlerde bir kız bebeği dünyaya getirdi. Bebeklerinin ismini de Burcu koydular. Çocuk doğuştan “Burcu Va” oldu yani, sonradan değil.

Ankaralı bir işadamı ülkemizde konser veren Rihanna hakkında ilginç bir iddia ortaya attı. Güya İstanbul’daki konserinden sonra Rihanna’nın kulisine gitmiş ve parayı bastırıp, Rihanna da Ankaralım Rihanna diye şarkı söyletmiş, siyahi güzele. Para insana neler yaptırıyor.

“The Bitti”

11 Temmuz 2010 Pazar

SIÇ VE CEZA



Yılmaz Morgül, ülkemizdeki albüm satışlarının, bir ses sanatçısını ne hale getirdiğinin kanlı canlı bir kanıtı olarak; karşımızda duruyor.

Değerli sanatçımız satmayan albümleri yüzünden, iyi beslenememiş, kilo kaybetmiş ve bu hale gelmiştir, ama musikişinas bir beyefendi olan Morgül, acısını içine atmış ve "spor yaparak zayıfladım efenim" diyerek, ince ruhunu ortaya koymuştur.

Yeme bizi Yılmaz, akşam yemeğe gel diyoruz değerli sanatçımıza.

Eleştiri: Albüm satışları böyle giderse, Kenan Doğulu gibi semiz, sulak yerde yetişen popçularımız da bir deri bir kemik kalacak. (Naim Dilmener'den alıntıdır)

Dahası durum böyle devam ederse, komşu ve komşu olmayan ülkeler Eurovision'da bize acıdıkları için oy verecek. Bitmedi, Türkiye'yi "Asya'da bir ülke olsa gerek" diye öğrenen Amerikalı taksici Bob'un oğlu Türkiye'yi "Afrika'da bir ülke olsa gerek" diye bilecek. Yazık olacak yani bize, çok yazık olacak.

Şimdi de “Gel Babanın Kıllı Kucağına” adlı bölümümüz.

Ben 13 yaşında teenage bir ergenim. Merak ediyorum; rahmetli Michael Jackson’la George Michael evlenseydi ve George Michael kızlık soyadını kullanmak için diretseydi, George’un tam adı George Michael Jackson mı olacaktı? Medeni hukukta bunun bir karşılığı var mı?

Cevap: Anan baban seni neden doğurmuş yavrum?

Merhaba ismim İsmet, tiyatrocu değilim ama tiyatro sahnesinde ölmek istiyorum, nerelere gidem, nasıl edem?

Cevap: Allah belanı versin İsmet!

Merhaba Güzin Abla, pardon Bünyamin Abi, erkek arkadaşımla bizim evde yalnız kaldığımızda, yalnız kaldığımız adamın, erkek arkadaşım olmadığını anladım, yanlış adamı sevmişim meğer. Aileme bu durumu nasıl açıklarım?

Cevap: Yaprak Dökümü'nün sezon finalini iki kez peş peşe izle.

Merhabalar, doktor olmayı çok istememe rağmen, üniversite sınavında 3. tercihim olan moda tasarımcılığını kazandım. Ama ameliyattan çıkıp, hasta yakınlarına “Elimizden geleni yaptık, Allah’tan ümit kesilmez” demek istiyorum, bunun için bildiğiniz özel bir hastane var mı?

Cevap: Bakırköy’de bir tane var, oraya git yetkililer sana yardımcı olacaktır.

Adım Ömer, ayağıma kadar gelen fırsatı nasıl tepebilirim? Özel bir ayakkabı gerekiyor mu?

Cevap: Ayakkabı Dünyası'nda var, kaç numara giyiyon?

Adım Hüseyin, gurbetçiyim, Avrupa Birliği Kapısı’nda beklemek istiyorum, böyle bir kapı gerçekten var mı yetkililerden yardım bekliyorum.

Cevap: Kapılar 12'den sonra kapanıyor.

Merhaba ben Selda, aşkına karşılık vermediğim sevgilim tarafından kurşunlanmak istiyorum. Not: Ama mümkünse hayati organlarıma ateş etmesin.

Cevap: Polat Alemdar ya da Memati.

İstanbul Fatih'te oturuyorum, imam hatip mezunuyum. Belediyenin temizlik ihalesine fesat karıştırmak istiyorum, bana yol gösterir misiniz?

Cevap: Yolun açık olsun!

Yuva Yıkan Sanatçı olmak istiyorum, nereye başvurabilirim?

Cevap: Yuvaya kaydol.

Selamun aleyküm, emekli kuyruğunda “lambada” yapmak istiyorum, hayatıma renk katar mı, ikinci baharımı nasıl yaşayabilirim?

Cevap: O kuyrukta can veresin inşallah!

Adım Tekin ama pek tekin bir tip değilim. Teke tekte iyiyim ama pas yüzdem düşük. Eşimin düşük ihtimali nedir?

Cevap: Eşini de al git Tekin.

Merhaba adım Tonguç, cezaevine girdim ama; cezamı çekemedim. Verilen cezayı yeterli görmüyorum, bu mu adalet?

Cevap: "Sıç ve Ceza"

Merhaba ben muhafazakar bir çevrede oturuyorum, dövme yaptırıp camiye gitsem, cemaat beni döver mi? Bu konuyla alakalı, Kur’an’da açıklayıcı bir ayet var mı?

Cevap: Hoca ne yapsın?

4 Temmuz 2010 Pazar

GOLE GİDEN FUTBOLCU GELİRKEN EKMEK ALSIN!

"Düşünce Suçluları Kaldırın” adlı bir polisiye gerilim yazdım. “Ahmet Ümit Vaat Eden” yazar ödülüne adayım.

Dünya Kupası’nda, bir maç esnasında gelişen gerçek bir olayı aktarmak istiyorum:Futbolcu sahadadır ve karısı da tribünde.

-Kadın: Nere gidiyorsun?

-Futbolcu: Gole gidiyorum!

-Kadın: Gelirken ekmek al.

-Futbolcu:Kepek mi, normal mi?

Satanistanbul diye bir festival düzenlense satanistler için; ve dışarıda “kedi-ekmek” satılsa 50 kuruşa, onların canı yok mu len!

Eğer bir filozof olsaydım, “Alman Dışavurumculuğu”na benzer bir felsefi akımın öncüsü olurdum. Akımımın ismini de “Türk içeverimciliği” ya da “Anadolu Yandanyiyiciliği” koyardım. Bu felsefi akımın benden sonraki ardılı ise, kesinlikle Nihat Doğan görünümlü şahin olurdu.

Defne Samyeli’ni ekranda gören birçok televizyon izleyicisi, antidepresan kullanmaya başlamış ve bu izleyici kitlesine “Antidepre Samyeli” adı verilmiş, bu insanlar tıp literatürüne girmişler. İsterseniz kavramlaşan bu izleyici modelini biraz açalım. Bu izleyici modeli her ne kadar azınlık da olsa, Defne Samyeli’ni televizyonda gördüğünde, o an elinde ne varsa dayanamayarak televizyona fırlatıyor,-bir kadın yeni doğmuş bebeğini fırlatmış- yanındaki insanın kulağını ısırıyor, saçını çekiyor ya da hayasız bir şekilde hayalarını kaşıyor. Bir anda ortaya çıkan bu semptomlar, anti depresan kullandığında ve Defne Samyeli’nin konuk olduğu programlar izlenmediğinde yavaş yavaş yok oluyor.

Vatandaşa sorduk: Paranormal ne demek?

Hayri Bücür-Garson

-Hayri Bey, paranormal ne demektir?

-Iıı paranormal şu demektir. Şimdi bir işe girersiniz, önceden ayıp olmasın diye parayı konuşmazsınız. Maaş yattığı zaman bankamatikten baktığınızda, para normalse, yani asgari ücretin altında değilse, bu duruma paranormal denir.

-Teşekkürler Hayri Bey

***
Hamit Kesekağıdıoğlu-Sıvacı

-Hamit Bey, paranormal sizce ne demektir efendim?

-Ben sıvacıyım, sıçıp sıvarım böyle sorunun içine o yüzden başka birine sorsanız olma mı?

-Teşekkürler Hayri Bey!
***

-Mithat Biliyik-Tereci

-Mithat Bey, bir sorumuz olacaktı, sizce paranormal ne demektir?

-Şimdi soru güzel, okkalı yani, cuk diye oturdu yerine. Uzun zamandır bende bu konuyu düşünüyodum. Şimdi paranormal demek,belirli bir ekonomik düzeyin üstünde kazanan, cipe binen, golf oynayan kitlenin, olaylar karşısında soğukkanlılığını koruması ve takiyye yapması anlamına gelir. Bir de paranormal aktivite vardır o da üst düzey ekonomik geliri olan belli bir kitlenin, parayı bulduktan sonra, sincap eğitmek, kertenkele terbiye etmek, maymun tokatlamak ve domuz ahırı temizlemek gibi girdiği aktivitelerin tümüne verilen addır.

-Sağolun Mithat Bey.
***

Erkan Yolaçmak-İllüzyonist

-Erkan Bey paranormal ne demektir efendim?

-Çok çişim var, kısaca özetlim. Efendim paranormal, iş görüşmelerine giderken, kılık kıyafete dikkat etmek, misafirliğe gittiğinde tabağındakilerin hepsini yememek, ve oturup kalkarken frikik vermemek demektir. Hepsini kapsar yani, bir bütündür diyebiliriz.

-Teşekkürler Erkan Bey!

CNBCE-e’de “Ustalara Saygı” diye bir bölüm yaparlardı ve usta yönetmenlerin filmlerini gösterirlerdi.Ben bir de “Çıraklara Övgü” ya da “Çaylaklara Yergi” diye bir kuşak yapmalarını çok arzu etmiş, CNBC-e’ye mail atmıştım bu konuda. Ama; Undelivered diye yanıt gelmişti mail kutuma, delirivermiştim.

Sultanahmet’te geziyoruz, gavur sıcağı var mübarek, türbanlı bir yengeler familyası da yan yana yürüyor. İçlerinden biri “Şuraya gölge bir şey yapsalardı” diye hayıflandı. Ah ulan Mimar Sinan.

Kelliğe kesin çözüm! Arayın bizi kafanızı uçuralım, üstelik acısız! (Anahtar sözcükler: Şeriat, cellat)

Barbar Conan, diye bir çizgi roman karakteri var. Barbar isminin nereden geldiğini National Geogpraphic Channel da izledim. Conan, barbar olmadan önce mutevazı, evinden işine, işinden evine giden bir adammış. İş çıkışlarında da arkadaşlarıyla bara gidip, birkaç kadeh atarlarmış. Sonra Conan’ın karısı bu işe fena bozulmuş ve Conan’ı bara göndermez olmuş. Conan da her seferinde karısına “ben bara gitmek istiyorum, ben bara gitmek istiyorum” diye tutturuyormuş. Bu duruma dayanamayan karısı “bar bar, bar bar” bildiğin başka bir şey yok mu adam? senin diye sürekli fırça kayarmış. Barbar Conan ismi de buradan geliyomuş.

Kupası kırılan ve yeni bir tane almak için, “çılgın bi milyoncu”lardan birine giden, bir arkadaşım, oradaki kupaları beğenmeyince, satıcı “Bunlar dünya kupası abla, adamlar bunun için maç yapıyo” demiş.

Ajda, Pekkan’lı canlı bir kadın sahnede. Konserlerini kaçırmamalı. (Enriko Masyas)

Samsun’da Titanik diye bir bar vardı. Orda çalışan bir arkadaşıma “Nasıl gidiyor Titanik’te işler?” diye sorduğumda, “Titanik battı, ama mürettebat kurtuldu” demişti. Sonradan aynı yere Öztitanik adıyla okey salonu açılmıştı. (Yemin ediyorum)

Bilmece: Demet a Kalın bişey lazım.
Cevap: Sopa,kötek!

Üniversitede iki yıllık arıcılık bölümünü kazanan bir arkadaşımla karşılaştım yıllar sonra. “Nasıl gidiyor arıcılık?” diye sordum. “Arı gibi çalışıyorum hacı. Her peteğin yanına bir hoparlör koydum hep aynı şarkı dönüp duruyor” dedi. “Hangi şarkı hacı?” dedim. “Arım Balım Peteğim” dedi, acayip bal veriyormuş arılar, verim yüzde yüzmüş.

Sevda Demirel’in göğüslerindeki silikonlar yine patlamış, olay yerinden geçen iki vatandaş patlama sonucu ağır yaralanmış.

Evrakta sahtecilikten içeri girmek istiyorum. Sonra sahte bir evrak düzenleyerek dışarı çıkmak ve özgürlüğü yaşamak.

Washington Portakal diye bir meyve var. Keşke Boston Eriği, New York Şeftalisi, Arizona Çileği, Miami Kavunu falan da olsa.

Bir kere benim arabada dayımla beraber köprüden geçiyoruz, yol boyunca adama “ayı” dedim! Bozuntuya vermedi sağolsun!

Üniversiteye türbanla giremeyenler, liseye kürdanla girmeye çalıştılar. Ellerindeki kürdanlara anlam veremeyen türbanlı kalabalık, daha sonra dişlerini karıştırarak olaysız bir şekilde dağıldı.

Asuman Krause ise ben de kralım lan!

25 Haziran 2010 Cuma

DURAKTA BEKLEYEN BIYIKLI ADAMLA ÖPÜŞTÜK!

Bence Türk televizyonlarının en uzun soluklu birlikteliği; Abbas Güçlü İle
Genç Bakış birlikteliğidir. Abbas Güçlü gittiği her üniversiteye genç bakışı da götürür, onu kızı gibi, evladı gibi, yavrusu gibi sever. Yavruuuum,kızııııım,evladııım (Kadir İnanır efektiyle)

Tek kanallı dönemde herkes gibi ben de TRT'yi izliyordum. Bir gün, bıyıklı bir THM sanatçısını nakaratı şöyle olan bir türkü okurken gördüm: "İste beni babamdan, vermezse kaçırırsın" ergenliğe yeni girmiştim, kafamdaki kadın-erkek figürü Zeki Müren dışında oturmuştu. Ama yine de bazen bıyıklı sanatçıyı rüyamda görüyorum ve bana "İste beni babamdan, vermezse kaçırırsın" diyor.

Eltim John'u çok severim, görümceme benzemez. (George Michael)

İstanbul metro hattı güzergahı değişiyor!
Eski Hat: Mecidiyeköy-Osmaniye-Nişantaşı-Levent- 4. Levent
Yeni Hat: Mecidiyeköy-Osmaniye-Nişantaşı- Haluk Levent- Haluk 4. Levent

Haberlerde söylediler, Pire İçin Yorgan Yakanlar Derneği 17 Temmuz'da Kadıköy'de eylem yapacakmış. Meydanda 2500 pireyi canlı canlı yakacak grup, daha sonra sessizce dağılacakmış.Kadıköy İtfaiyesi geniş güvenlik önlemleri almış.

Yine haberlerde dinledim; otomatik silahlarla, otomatik ödeme talimatı vermeye çalışan bir grup, banka güvenliğince etkisiz hale getirilmiş.

Pireyi deve yapan bir arkadaşım, David Copperfield'ı hayretler içinde bıraktı. David'in tüm ısrarlarlarına, yalvarıp yakarmalarına rağmen, nasıl yaptığını açıklamadı.

Ayağını yorganına göre uzatamayanlar için 12 seansta kesin çözüm!

Petek Dinçöz'le evlenmeden önce Can, Tanrıyar'dımcın olsun demiştim ama beni dinlememişti.

Hiç düşündünüz mü, "Yayından kalkan bir program" Ankara'dan kalkan bir trenle kaç saat sonra karşılaşır? (Cevap: C şıkkı)

Bir siyasi parti lideri olsam, meydanlardaki halka ilk vaadim şu olacak: "Size yemin ediyorum, 2 yıl içinde Serdar Ortaç'ı Serdar Ortaçgil yapacağım!"

Gelin alayını alaya alan bir arkadaşım, davetlilerden bir kamyon dayak yemişti.

Neden Yeşilçam'da "Düğün Konvoyu" adıyla bir kovboy filmi çekilmedi? (Bırak o kızı üleeen!)

Adem, elma yerken tartıştığı karısı Havva'ya, "Balkanlardan gelen soğuk Havva" diye çıkışmış. İlişki o an bitmiş.

Şezlonga uzanırken, "She is long" adlı güzel şarkıyı mırıldanırım usulca.

NASA'dan bir açıklama geldi: "Merak etmeyin Uzay Heparı" (NY)

Mehmet Ali Bir And içmiş, artık haber sunmayacakmış. (Kanal D Haber)

Dünya ne küçük dimi? (Facebook'ta arkadaşıyla karşılaşan Galileo'nun ölmeden önceki son sözü)

Megastar Tarkan'ın pop müzik dünyasına kazandırdığı "Emir", yazılı bir emirle televizyondan ve sahnelerden uzak tutulsun lütfen! (Darıca Belediyesi Çalışanları)

Osmanlı İmparatorluğu - AKP Hükümeti
Yükselme Dönemi - Kritik Dönem
Duraklama Dönemi - Daha Kritik Dönem
Gerileme Dönemi - Çok Daha Kritik Dönem

Haberlerde izledim, muhabir, vatandaşın birine pazardaki fiyatları sordu, vatandaş da "Akiro Kurusoğan"ın kilosu bile 3 TL olmuş, geçinemiyoruz valahi" dedi. Meğer, kadın güzel sanatlarda hocaymış.

Kadınlar hayatın her alanında çamura yatarlar, erkeklerde bunu göremezsiniz.
bkz: Çamur banyosu, bkz: Çamur güreşi

Yanlışlıkla katıldığım bir banka toplantısında "Hep beraber sinerji yaratalım ve onu Arap ülkelerine satalım" diye öneride bulundum ve kaçtım.

Bak, Buziki Orhan, bu da götü!

Türk Telekom'un kayıtlı telefon görüşmelerinden biridir:

-Seni biri aradı!

-Kim?

-Kim Ki Duk.

-Kim?

-Boşver!

Gelin ata binmiş, at da damada, davetliler zor kaçmış olay yerinden.

TRT'nin tek kanal olduğu dönemlerde, "aile kurumu" daha sağlamdı, evlerde "kumanda kavgası" yaşanmazdı. (NTV Tarih- Sayı:23)

Hayatta en çok sevdiğim iki "haber" klişesi var: Birincisi, "Başbakan ve yanındakiler" diğeri de "Güzel havayı fırsat bilen İstanbullular" bu ikisine bayılıyorum. "Başbakan ve yanındakiler temaslarda bulunur, "Güzel havayı fırsat bilen İstanbullular" da parka bahçeye koşar, mangal yapar. Diyorum ki bu iki grubu bir araya getirsek, tanışıp kaynaşsalar, fena mı olur? Coşarlar yemin ediyorum!

İtiraf ediyorum herkesin kimseye söyleyemediği, içi içini yerken dillendiremediği, rakı masasında kadim dostlarına bile anlatamadığı ilginç anıları, yaşanmışlıkları vardır. Benim de var. İtiraf ediyorum, soğuk bir kış günü, durakta otobüs beklerken, bıyıklı bir adamla donmamak için öpüştük! Hava o kadar soğuktu ki adamın bıyıkları bile donmuştu. Sonra kaytan bıyıklı eleman, sıcak birşeyler içelim mi demeye kalmadan, çevirdiğim taksiye atlayıp kaçtım.

Küçük Hakan, Küçük Ali, gibi futbolcular, futbolu bıraktıklarında "Küçük Emrah", "Küçük İbo" gibi albüm yapsalardı, oradan da ekmek yeselerdi fena mı olurdu.

Sanatçı halka ördek olmalı: "Vak vak vak"

Teyzen Tevfik'le Neyzen Tevfik yakın arkadaştı. Aşağıdakilerden hangisi daha saçmadır? (ÖSS-2004)

Şener Şen olası düğünler vardır güzel Anadolu'mda.

15 Haziran 2010 Salı

UZAY MEKİĞİ

Taksim’de “Gül verelim mi abi” diyen bir çiçek satıcısına usulca yaklaşıp; “Beyaz gül, kırmızı gül, güller arasından gelir” demeyi çok istedim ama yapamadım.

“Uzaylılara inanmayanın başına, köylüler taş yağdırsın” kampanyası başlatılsın ve Türkiye’de uzaylılara inanmayan köy,kasaba ve belde kalmasın istiyor paşa gönlüm…

Bizde kapanan cezaevlerinde “Parmaklıklar Ardında” gibi diziler ya da “Bayrampaşa Ben Fazka Kalmayacağım” gibi sinema filmleri çekiliyor. Yazık oluyor bu eski cezaevlerine. Yapsana oraya “Prison Break” gibi bir dizi. Adını da “Pizi Pirak” koy, oldu mu sana mis gibi, Karadenizli bir taka reisinin hapishaneden Amerikanvari entrikalı kaçış öyküsü.

Bir gün bir yerlere bomba koyulacaksa bu bomba, bir televizyonun içine konsun ve televizyon patladığında, olayı üstlenen örgüt, patlama için “reyting patlaması” desin ama; ne kimse yaralansın ne de mala mülke zarar gelsin.

Geçenlerde ziyarete gittiğim bir arkadaşımın zilini arıyordum, Çetin Ceviz adında bir isim gördüm ziller arasında. Zile basıp kaçacaktım ama adam çetin cevizdir diye kendimi zor tuttum.

Pedro Almodavar amma davar dimi sevgili sinemaseverler diye bir açılış yapılsa ya İstanbul Film Festivali’nde.

Hayatım boyunca hep “Evlendikten sonra podyumlara veda eden güzel manken”lerden biri olmak istemişimdir.

Kız istemek sadece bize özgü bir şeydir herhalde. Kız isterken uyulması zorunlu birkaç kural vardır:

1- Öncelikle, bir kere öptüğün birini bir daha öpmeyeceksin. (Ben yanlışlıkla gelinin babasını üç defa öpmüşüm. Adam kibarlığından ötürü beni hiç bozmadı)

2- Ortamdaki hiç kimseye “Nasılsınız?” diye sormayacaksın, sonra arkası gelmiyor ve Meksika Dalgası gibi herkes sırayla birbirine “Nasılsınız?” deyiveriyor. (En mantıklısı, “Nasılsınız?” sorusunu karşıdan beklemek, size sadece cevap vermek kalır. Ben saydım 23 defa “İyiyim, siz nasılsınız”, 12 kez “hamdolsun”, 7 kez “şükür Allah’a”, 9 kez “Meslek nedir?” 3 kez de yanlışlıkla “şabbi şabbi glu glu glu” demişim.

3- Mesleğiniz, büyüklerin anlayamayacağı gibiyse, genel geçer, üstü kapalı bir şeyler söylemekte fayda var. Mesel gıda mühendisiyseniz, “Pastaneciyim” Metalurji ve Malzeme Mühendisiyseniz, “Masa,sandalye işindeyim” benim gibi televizyoncuysanız, “Beyaz eşya” işindeyim demeniz yeterli.

4- Ortamda kulakları duymayan, ya da ağır işiten yaşlı bir büyüğünüz olabilir. Sizi iyi duyması için kulağına eğildiğinizde, yanlışlıkla gelinin teyzesini suratına tükürebilirsiniz, benim başıma geldi, tavsiye etmem.

5- Ortamda, “Siz ne taktınız?” “Takınca sağlam bir şey takmak lazım” “Bana bir takana ben on takarım” gibi muhabbetler dönecektir, bunları sakın kafanıza takmayın.

6- Ortamda tam olarak tanımadığınız ve saygıda kusur etmemeniz gereken yeni akrabalarınız olacağı için, alkolü fazla kaçırmayın. Aksi takdirde, çifte tellide, kravatı kafanıza bağlayıp, gelinin babasına gerdan kırıp, eniştesine “pişt” deyip göz kırpar, gelinin annesinin alnının ortasına 10 TL yapıştırıp, geceyi mahvedebilirsiniz…

Bir gün bir yerlerde dolmuş beklerken, önümden geçen dolu dolmuşu görüp, “kahretsin, bu dolmuş” demeyi çok istiyorum. Bence dolmuşlara yaptığımız en büyük haksızlık bu.

“Mokasen” diye bir sözcük var dilimizde. Sanki “berhüdar ol evladım” demek gibi bir şey bu. Susadığında sana su getiren yiğit delikanlıya “Moka-sen, rahmetlere gelesen” evladım demiş atalarımızdan biri. Mokasen buradan girmiş dilimize.

“Uzay mekiği” diye bir kavramla karşı karşıyayız çocukluğumuzdan beri. Geçen gün bir belgeselde bu kavramı şöyle açıkladı gürbüz sesli anlatıcı: “Bilinenin aksine uzay mekiği, uzayda mekik çeken astronota verilen addır.” Çeviri hatası olabilir mi?

Çeviri hatası dedim de “hatalıysam ara” jargonunun içine “çeviri hataları” da girebilir mi? Çevir kazı yanmasın hattı: 118 seks en seks en seks an di siti!

“Hatalıysam Ara” dedim de “Hataylıysan Ara” diye bir şey gördüm bir arabanın arkasında. Hataylılar bir araya gelsin,kaynaşsın, halay çeksin diye oluşmuş bir platform diye düşündüm.

“Hatalıysam ara, ama kontörüne yazık” “Hatalıysam ara ama yüzüme vurma gardaş” “Hatalıysam ara ama karım duymasın”

Bence Türkçe’deki en seksi sözcük “şinorkel” aslında Fransızca’dan dilimize gelmiş bu sözcük (üstelik trenle, 6 ayda gelmiş, biliyorum berbattı). Devrimden önce, Paris’in en ünlü toprak ağalarından birinin malikanesinde yaşayan, Şinor adında kel bir uşağın, hikayesinden alır adını şinorkel sözcüğü. Sinirlenen ve öfkeden kuduran efendisi uşağına hep, kalabalıkların arasında Şinorkel, Şinorkel diye seslenir ve zavallı uşağı azarlarmış. Şinor da kalabalıkların içinde daha fazla utanmamak ve yabancıların alaycı bakışlarından kendini korumak için; bugün şinorkel olarak bilinen özel gözlüğü icat edip, sürekli onunla gezmiş. Bu acıklı öyküyü, “Le de Schornékel de Chotil” (Kel Uşak Şinor’un Dramı) adlı Fransızca kaynaktan alıntıladım.

Terzi kendi söküğünü dikemezmiş, bebek kendi sümüğünü silemezmiş, Ferdi Özbeğen’ini süzemezmiş, Şenayakay kendi büzüğünü öpemezmiş. (Orhun kitabelerinden bir alıntı.)

Dünyada bizim kadar birbirine kefil olup da heder olan başka bir millet var mıdır? Hiçbir Amerikan filminde şöyle bir diyalog yok: “Sitivi evlenmek üzereyim biliyorsun, kefil ol da şu at çiftliğini alayım be koçum, elime para geçince öderim söz” ya da “Mayk, yanlış anlama ama biraz dardayım, bir kefil ol, at şu imzayı da şu loft daire için bankadan para çekim gardaş- Yok Edım, yeminliyim kefil olmam bi daha kimseye, bak Jack’e kefil olduk götü toplayamıyoz hala”

“Brokeback Mountain” diye bir film vardı gay kovboyların hikayesini anlatıyordu. Bizde de “Burukterk Hatun” diye gay çiftçilerin hikayesini anlatan bir film çekilmeli.

I-phone’dan yeni bir telefon Gay-phone. Gaybana Geceler diyenlerin tercihi

8 Haziran 2010 Salı

SELAMİ ŞAHİN'İN ESPRİSİNE TAV OLDUM

- Rüyamda, genç ve güzel bir kızdım ve Selami Şahin bir espri yaparak beni tavlıyordu ve hemen akabinde de Selami'yle birlikte Latif Doğan dinlemeye gidiyorduk...Allah'ım nasıl korktum, nasıl irkildim, uyumadan bir daha Japon Korku filmi izlersem ziksinler beni...

- Ceylano Show! Flash TV'nin neden hala hayata geçirmediğini düşündüğüm, gecikmiş talk şovu!

- Geciktirici kullanan bir adamın çocuğuyla kimse arkadaş olmak istemez. Sonuçta onun yüzünden her yere geç kalabilirsiniz.

- Fazıl Say'ın klasik müziğe nasıl ilgi duyduğunu bir yerde okumuştum ama inanmamıştım. Güya matematik öğretmeni Fazıl Say'a "Türkiye'deki klasik müzik sanatçılarını Say" demiş ve Say da o sırada sayamamış ve sonra Ana Britannica'yı açıp "kim ne değildir" diye deliler gibi klasik müzik tarihi çalışmaya başlamış ve sonra kuzeninin sünnet düğününde, pasta ve gazoz dağıtımı için verilen arada, geçmiş orgun başına ve "Fidayda da Ankaralım" çalarak sanat yaşamına başlamış. (Kaynak: Elmalılı Hamdi Yazıcı, "Dünden Bugüne Türkiye'de Jazz Müziğin Gelişimi ve Deveye Hendek Atlatmak, Allahu Ekber Yayınları, 2003, Niksar)

-"Çişim geldi demek", neden hep "kakam geldi" demekten daha kolay, daha naif ve popüler ey canlar. İnsan kakam geldiyi çocuklukta bırakıyor, tatlı bir anı olarak. "Kakası Gelen Büyükler Derneği" diye bir dernek kurulmalı bence. Banka müdürü Hanife Hanım, kakası geldiğini söylemeli ve toplantıya ara vermeli, keza dişçi Haluk Bey de kanal tedavisine ara verip "Siz kıpırdamayın, kakamı yapıp geliyorum" demeli hastasına. Kakasını gizlemeyen nesiller; ancak Batı standartlarında demokrasiyi yaşayabilir bence.

-Okullarda, yere tüküren nesle, tavana tükürmek öğretilmeli. Böylelikle açık alanda tükürmenin önüne geçilebilir. Aynı zamanda bu dallamalar, kapalı alanda dayak yiyeceklerini bildiklerinden yere tüküremezler. Dolayısıyla tükürme sorunu çözülmüş olur.

- "Dünya Doğalgaz Kuyruğunda Kalma" rekoru, Kamerunlu atlet "Nezahat Mikembe"ye aitmiş.

-Askerde Bozan Aycan adında bir çocuk vardı. "Kumanda nerede lan?" diye soran arkadaşlarıma "Bozan ibnesi bozdu" diye cevap verir, elemanları suçsuz yere Bozan'ın üstüne salardım. Dayak yemedi ama Bozan...yedirmedim ona dayak, pipimi siper ettim Bozan'ın üzerine yürüyenlere...

-Bir de Tuğrul Malhatun vardı askerde. Koğuşlardaki yataklarla ben ilgilendiğim için, "Abi yerimi ne zaman değiştircen, beni alta al" deyip dururdu. Sonradan öğrendim malın biriyle evlenmiş, yazık olmuş.

-Türkiye'de ergenlik öncesi her çocuk "Sermet Ergin Bunalımı" geçirir, bu kanıtlanmış bir bulgudur.

29 Ocak 2010 Cuma

Askerim Aney

Konya'da askerim. Mevlana Hazretleri 'Kim olursan ol gel!' demiş o yüzden ben de geldim. Kimse de nizamiyeden içeri girerken 'Niye geldin hemşerim?' demedi. Deseydi, Mevlana çağırdı geldim komutanım derdim, demek isterdim. Bu arada bir anektot Mevlana Hazretleri de acemiliği Konya'da havacı olarak yapmış. Neyse isteyenler tarihi kaynaklardan daha derin bir araştırmaya girebilirler. Garnizon komutanı da Alaaddin Keykubatmış.

Askerde birçok şey öğreniyor insan. Mesela saymayı öğreniyorsun. Günde iki defa bir araya gelip birbirimizi sayıyoruz. Ama birbirimizi seviyor muyuz bilmiyorum. Askere gelirken bana hep sordular, nereye gidiyorsun diye. Soranlara askere gidiyorum, işiniz yoksa siz de gelin dedim, ama kimse gelmedi. İşi olmayıp da benimle askere gelmeyen kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden beni yalnız bırakan ve hayal kırıklığına uğratan tüm arkadaşlarımı esefle kınıyorum.

Askerde alışkanlıklar da değişiyor, biyolojik ve fiziksel değişimlere uğruyorsun. Mesela; askere gelmeden önce 0 RH Pozitif olan kan grubum, askerde 0 Erbaş Pozitif oldu. Aynı zamanda askerde, insanlık için en büyük icadın sandalye olduğunu öğrendim, çünkü dötünüz yer tanımıyor ve bir sandalye görünce, uzay mekiği görmüş kadar şaşırıp üzerinize oturuyorsunuz.

Burada terlik istirahati, yatak istirahati gibi istirahat çeşitleri olduğunu da öğrendim. Eğer postallarınız ayağınızı vuruyorsa ortalıkta terlikle dolaşıyorsunuz. Bazı asker arkadaşlar, terlik giyince terliksi hayvana dönüşüyorlar. Yatak istirahatinde de yatağa girmek zorundasın. Ama insan yatak istirahatini, Angelina Jolie ya da Bar Rafaeli ile birlikte yapmak istiyor, fakat nafile.

Devam edecek...