29 Ocak 2010 Cuma

Askerim Aney

Konya'da askerim. Mevlana Hazretleri 'Kim olursan ol gel!' demiş o yüzden ben de geldim. Kimse de nizamiyeden içeri girerken 'Niye geldin hemşerim?' demedi. Deseydi, Mevlana çağırdı geldim komutanım derdim, demek isterdim. Bu arada bir anektot Mevlana Hazretleri de acemiliği Konya'da havacı olarak yapmış. Neyse isteyenler tarihi kaynaklardan daha derin bir araştırmaya girebilirler. Garnizon komutanı da Alaaddin Keykubatmış.

Askerde birçok şey öğreniyor insan. Mesela saymayı öğreniyorsun. Günde iki defa bir araya gelip birbirimizi sayıyoruz. Ama birbirimizi seviyor muyuz bilmiyorum. Askere gelirken bana hep sordular, nereye gidiyorsun diye. Soranlara askere gidiyorum, işiniz yoksa siz de gelin dedim, ama kimse gelmedi. İşi olmayıp da benimle askere gelmeyen kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden beni yalnız bırakan ve hayal kırıklığına uğratan tüm arkadaşlarımı esefle kınıyorum.

Askerde alışkanlıklar da değişiyor, biyolojik ve fiziksel değişimlere uğruyorsun. Mesela; askere gelmeden önce 0 RH Pozitif olan kan grubum, askerde 0 Erbaş Pozitif oldu. Aynı zamanda askerde, insanlık için en büyük icadın sandalye olduğunu öğrendim, çünkü dötünüz yer tanımıyor ve bir sandalye görünce, uzay mekiği görmüş kadar şaşırıp üzerinize oturuyorsunuz.

Burada terlik istirahati, yatak istirahati gibi istirahat çeşitleri olduğunu da öğrendim. Eğer postallarınız ayağınızı vuruyorsa ortalıkta terlikle dolaşıyorsunuz. Bazı asker arkadaşlar, terlik giyince terliksi hayvana dönüşüyorlar. Yatak istirahatinde de yatağa girmek zorundasın. Ama insan yatak istirahatini, Angelina Jolie ya da Bar Rafaeli ile birlikte yapmak istiyor, fakat nafile.

Devam edecek...